ManşetSiyaset

Kılıçdaroğlu: ‘Bana ne yapacağımı soruyorlar, hesap soracağım’

İstinafın CHP kurultay davasındaki kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu, karar sonrası ilk kez genel merkeze geldi. Konuşmasında, 'Kurultay sandığını en kısa sürede getireceğim' ifadelerini kullandı

İstinafın CHP kurultay davasına ilişkin kararının ardından CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu, 2.5 yıl sonra genel merkeze geldi. Parti merkezinde yoğun kalabalık oluştu.

‘Gerçekleri söyleyeceğim’

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Sevgili partililer baba ocağına hoş geldiniz. Sizlerle omuz omuza mücadele edeceğiz. Burası hepimizin, halkın yuvasıdır. Burada CHP’nin tarihsel namusunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Yaşadığımız mesele yalnızca kurultay meselesi değildir.
Bu mesele, Türkiye’de siyasetin ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir. Ben bugün çok açık konuşacağım.

İfade edeyim. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden. Kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır. Hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur.

‘Bana ne yapacağımı soruyorlar. Hesap soracağım’

Biliyorsunuz, 38. Kurultay’da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki, başımızın üstüne. Cumhuriyet Halk Partisi’nde demokrasi esastır dedik ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir. Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse, milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa, o partinin Türkiye’de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir.

Soruyorum size. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla, kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?

Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım hesap. Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz, partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim. Güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz.

Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamımda hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana, millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum. Yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim. Bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan ve dürüstlükten zerre kadar ayrılmadım.

Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum. FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda.

Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe divan duranların, bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin, kendi korkularının tecellisidir. Şimdi müsaade edin. Ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam, sizinle tam bu noktada tarih önünde açıkça helalleşsin. Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.

Facebook Yorumları

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu