Tuncer Bakırhan: Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan Devlet Bahçeli'nin yaptığı Öcalan'a statür verilmesi çağrısına destek verdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan Devlet Bahçeli’nin bugün MHP grup toplantısında yaptığı Öcalan’ı statü verilmesi çağrısına da destek verdi:
“İmzamızı atıyoruz”
Bu aşamada sürecin en kritik aktörlerinden biri olan Sayın Abdullah Öcalan’ın hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşması büyük önem taşımaktadır. Fiziki koşullarının iyileştirilmesi, görüşme ve iletişim imkânlarının genişletilmesi sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur. Sürecin baş aktörü hâlâ on iki metrekarelik bir hücrede tutulurken, böylesine yüzyıllık büyük bir sorunun çözümü için “gel bu süreci yürütelim” demek ne kadar gerçekçidir? Sayın Öcalan kendisi “Benim tek derdim sorunu çözmektir” diyor. Biz de şahidiz, biz de gördük; doğru söylüyor. “Statüden kastettiğim şey çalışma koşullarına sahip olmamdır, kişisel konfor değil talebim” diyor. İletişim imkânlarını işaret ediyor. Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan’ın kişisel konfor isteğine dair bugüne kadar tek bir belirlemesi, tek bir işareti olmamıştır. Tek bir derdi vardır: Başlattığı mücadelenin demokratik ve yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi ağır bir süreçte muhatabın çalışma, görüşme ve iletişim imkânlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz.
Sayın Bahçeli’nin “Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?” sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru orta yerde durmakta ve hâlâ cevabını beklemektedir. Bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir. Biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar; buyurun, tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan. Kur’an-ı Kerim’de emanetin ağırlığından söz edilir; bugün o emanet halkların barışıdır. İnsanların yaşamını yitirmediği, insanca yaşadığı bir zemindir. Bu emanete sahip çıkacağız. Tarih bugün bize “Rubicon’u geçtiniz, korkmayın, tarihi de geçin” diyor. İnşallah sizin desteğinizle, el birliğiyle, Türkiye halklarının katkısıyla yüz yıldır hasret kaldığımız barışı bu topraklarda kuracağımıza söz veriyoruz. Biz yıkmıyoruz, çözüm üretmeye çalışıyoruz. Makul öneriler sunuyor ve bu süreci geliştirmeye gayret ediyoruz.
“Barış ve İzleme Takip Kurulu” önerisi
DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreçtir; birçok engeli aştık, azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık silahlı çatışma sürecinin sona ermesi yönünde önemli adımlar atıldı. Meclis’in inisiyatif alması da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak ve takibini yapacak bir mekanizma kuralım diyoruz. Adı “Barış İzleme ve Takip Kurulu” olsun. Meclis’teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı rol üstlensin. Bu kurum denetleyen değil, izleyen ve kolaylaştıran bir mekanizma olmalıdır. Atılması gereken adımları hızlandırır, ortak aklı işleterek sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunar. Akademi ve sivil toplumla istişare içinde çalışabilir. Süreci derinleştirir, gerekli adımların siyasi liderler ve aktörlerle görüşülmesini hızlandırarak ortak aklın işletilmesine katkı sağlar. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek?



